Dağlarının denize paralel uzandığı sokakların
Köşe başlarında nöbetçi kılıçlılar!
Köşe olmuş bir dilencinin ayak izlerini
Ardımda bırakarak yürüdüm.
Boynunda ince bir zincir,
Boynunda nergislerden bir halhal.
Kaldırımlara sığmayan kavuşmamız.
Ve benim ellerini tutamayan korkaklığım.
Dört duvarın dördü,
Dört köşe, bir yatak.
Bir adam seni düşünür.
Bahçelerinde mevsimsiz nergisler.
Torosların eteklerinde şalvarlı işçi kadınlar
İşçi parmaklarını pamuğu karartır!
Nasırlı parmakları tutuşurken,
Titreşen elleri ile sarıldım incecik,
Dilinden düşmeyen dizeler gibi
İncecik nergisli saçlarından beline.
Kaldırımlara sığmayan kavuşmamız.
Ve benim avuçlarını öpemeyen korkaklığım.
Dört duvarın dördü,
Dört köşe, bir yatak.
Bir adam sana sarılır.
Bahçelerinde mevsimsiz nergisler.
Ağaçların köklerinden kesildiği pazarların
Ertesinde kimsenin oturmadığı masalarda
Karşımda senin tenin!
Benim çıkmaz sokaklardaki cümlelerimi
Çin malı eski bir antikacıda yeniyor.
Saçlarının kokusu göğün altında
Oysa nergisli şiirlere gebe.
Kaldırımlara sığmayan kavuşmamız
Ve benim gözlerini sarmalayan korkaklığım.
Dört duvarın dördü,
Dört köşe, bir yatak.
Bir adam seni seviyor.
Bahçelerinde mevsimsiz nergisler.
Fotoğraflar alınıp satılır zamanlarda
Siyahın beyaza karıştığı fotoğrafçılar
Bir çınarın gölgesinde toprağa uzanmış
Ölüm sanırdım ben ardımdan geleni!
Bir anı biriktirdim nergislerden yüzlerce
Yüzbinlerce kez sensiz kaldığım gecelerde.
Kaldırımlara sığmayan kavuşmamız
Ve benim dudakları açılmayan korkaklığım.
Dört duvarın dördü,
Dört köşe, bir yatak.
Bir adam sana şair.
Bahçelerinde mevsimsiz nergisler.
Yan yana attığımız her adımdan gayrısı,
Meşru müdafaa sayılır öldürülenler
Öldüler, dövüşerek gelecek günler için!
Nergislerin arasında gömüldüler.
Nergisler hatırlatır çünkü,
Her ayrılık kavuşmak için bir bahane.
Kaldırımlara sığmayan kavuşmamız
Ve benim sana hasret kalan kalbim.
Dört duvarın dördü,
Dört köşe, bir yatak.
Bir adam sana aşk.
Bahçelerinde mevsimsiz nergisler.



