ENDÜSTRİYEL AŞK

0
203

Endüstriyel toplumların özlemidir günümüzde aşk yalnızca. Yılan bakışlı birkaç sarışının sevişme arzusu koskoca bir milletin tabu damarlarına basar durmadan. O damarlardan akması gereken esas aşk gittikçe daha kenar mahallelerde kalan kılcal sokaklarda dolanır ha dolanır. Ne zaman taşmaya kalksa oralardan buralara, buralar dışlar oraları. Çünkü buralar aşkı yalnızca birkaç uyduruk senarist parçasının libidolarını ezkaza bastırdığı gecelerde yazdıkları, o bir boka benzemeyen senaryolardan bilir. İşte sen o boktan senaryolardaki gibi bir aşk hayalinde yaşıyorsan bir sır vereyim sana:

-ÖYLE BİR AŞK YOK.

Sevmek olgusunun anlamını bir türlü oturtamamış siz insanoğlu, sözüm size. Önce bir karar ver neyi seviyorum? Neyi istiyorum? Ne kadar istiyorum? Ne zaman istiyorum? Ve önemlisi neden istiyorum? Yazık etmeyin gencecik yüreciğinize. Siz kendinizde görebiliyor musunuz o potansiyeli de bir genci taciz ediyorsunuz daha okulunuzu bitirmeden aşkla.  Küfür kıyamet desen, gırla.

Bakın size bu konuda yazılmış harika bir şiirle örnek vereceğim:

-ÖYLE BİR ŞİİR YOK.

Yazılmadı evet! Biride çıkıp anasını satayım aşk şiirlerinin deyip, aşksızlığın şiirini yazmadı. Çünkü mutlu adam şiir yazamaz, mutsuz adam şiir yazamaz, sevilen adam hiç yazamaz, adam olan şiir yazmaz. Eğer yazıyorsa bir kadına bahşetmiştir ömrünü, adamlığını. Şiir onun için intikam aracı olmuştur – ki “boşver, sen elinden geleni yaptın onun için” diyenlerde bilmez çoktan nakavt olduğunu –

 Bırakın da bir tanecik dişimde yerinde kalsın be kardeşim.

 Unutmadan,

      nakavt falan demişken :

-ÖYLE BİR ADAM DA YOK (!)